Sunumu PDF Formatında indirmek için tıklayınız...
Sunumu Powerpoint 2007 versiyonuyla indirmek için tıklayınız...
SAYIN MECLİS BAŞKANIM,
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
SAYIN BASIN MENSUPLARI,
Bu yılın son Meclis toplantısında bir aradayız.
Önümüzdeki yıl umut ederim ki, çoğunlukla tekrar bu mecliste birlikte oluruz.
Gündemimizin ilk sırasında yine garip bir olay olan, Ermeni Meselesiyle ilişkili Fransa var.
Kamuoyunda Soykırımı “İnkar Yasası” olarak bilinen ve 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesini suç sayan yasa teklifi, Fransız Ulusal Meclisi’nde kabul edildi.
Hepimiz üzüldük ve tepki gösterdik.
Çünkü Sarkozy, yüzlerce yıllık Türkiye – Fransa ilişkilerine büyük darbe vurdu.
Tarihi bir olayı siyasetçilerin değerlendirmesi ve yargılaması son derece yanlıştır.
1915’de savaş ortamında acı olaylar yaşanmıştır.
Ama bunları değerlendirecek olan siyasetçiler değil tarihçilerdir.
Biz ülke olarak her zaman arşivlerin açılmasını ve kararı tarihçilerin verilmesini söyledik, söylemeye de devam ediyoruz.
Ülkemizin büyük bir ekonomisi var.
Dolaylı olarak bu gerilimin Fransa ekonomisine acı faturası olacaktır.
Alınan kararları destekliyoruz.
Türkiye, Fransa'nın en fazla ihracat yaptığı 11. ülke konumunda.
Fransa’nın 2011 yılının ilk 10 ayı için Türkiye’ye yaptığı ihracat 5 milyar 693 milyon Euro.
Bizim Fransa’ya ihracatımız ise 4 milyar 929 milyon Euro.
Fransa’nın ihracatı daha fazla gözüküyor ama bizim ihracatımızın toplamdaki oranı daha yüksek.
Türkiye’nin nükleer enerji santrali kurma projeleri, savunma sanayiindeki ihtiyaçları, hızlı tren çalışmalarına dair ihalelerinde de iddialı Fransız firmaları vardı.
Fransa, Türkiye’ye çok az mal satabileceği gibi bu ihalelerde de çok az şansı olacaktır.
Fransa ekonomik olarak da çok parlak bir konumda değil.
Avrupa’nın yaşadığı kriz ortamında, Fransa seçim uğruna çok önemli bir ekonomik partnerini kaybediyor.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
2011 yılına baktığımızda;
• Avrupa Birliği’nde yaşanan borç krizi,
• Orta Doğu ve Afrika ülkelerinde yaşanan iç çatışmalar ve siyasi değişimler
nedeniyle yoğun ve çalkantılı geçen bir yılı geride bıraktık.
Euro bölgesinde sular bir türlü durulmuyor.
S&P, 15 Euro Alanı ülkesinin kredi notunu negatif izlemeye aldı.
Bazı Avrupa bankalarının da notları düşürüldü.
Portekiz, İrlanda, Yunanistan ve İspanya’nın durumu AB’yi tehdit ediyor.
AB ekonomisinin motor güçleri Almanya ve Fransa’nın bile kendilerini topun ağzında bulması an meselesi.
2012’de krizin akıbetinin ne olacağını merak ediyoruz.
Genel görüş ise 2012’nin daha iyi olmayacağı yönünde.
Ünlü kahin Roubini’ye göre; 2012’de dünya ekonomisini oldukça zorlu bir dönem bekliyor.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
Büyüme tahminlerine göre; Dünya 2011’de % 3,8; 2012’de % 3,4 büyüyecek.
Her iki yıl için de en yüksek büyüme oranına sahip ülke Çin.
ABD’den toparlanma işaretleri geliyor.
Önümüzdeki dönemde dünyanın en büyük ekonomisi unvanını almak için, ABD-Çin arasındaki yarışın kızışacağını tahmin etmek zor değil.
Brezilya İngiltere’nin önüne geçti.
Büyüme tahminleri açısından Çin’i takip eden ülkeler; Hindistan ve Türkiye.
Çin’in başını çektiği Asya ülkeleri de yükselmeye devam ediyor.
2011 sonunda en düşük büyüme oranına sahip ülke ise % -0,3 ile Japonya olarak açıklandı.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
2011’in sonlarına doğru ülkemiz ekonomisinden iyi haberler geliyor.
Üçüncü çeyrek büyüme rakamı % 8,2 olarak açıklandı.
Dokuz aylık büyüme oranımız ise % 9,6.
Çin’den sonra büyümede dünya ikincisiyiz.
3.çeyrekteki büyümenin itici güçleri; hanehalkı özel tüketim ve özel sektör yatırımları.
Uzun zaman sonra dış ticaretin de büyümeye pozitif etkisi oldu.
Son çeyrekte büyümemiz biraz yavaşlasa da, yılı % 8 civarında büyüme ile kapatacağımız tahmin ediliyor.
Bu rakam tahminin de üstünde.
İşsizlik oranı Eylül’de 2,5 puanlık azalışla % 8,8’e indi.
Böylece, işsizlik oranı 2001 krizinden bu yana en düşük düzeyinde.
Maliye Bakanımıza göre, bütçe, son 28 yıllık süreçteki en iyi performansını sergiledi.
Devlet bütçesi Kasım’da 2,1milyar lira fazla verince 11 aylık bütçe de fazlaya döndü.
Durum, kuşkusuz sevindirici.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
Ali Babacan’ın dediği gibi, üzerinde durmamız gereken 3 önemli konu var;
• Avrupa,
• Cari açık
• Enflasyon.
Bu nedenle havaya girmeden gerekli mikro reformlar yapılmadığı takdirde, ekonomimizin süratle bozulabileceği ihtimalini gözden kaçırmamalıyız.
Nitekim, Kasım ayı enflasyonu beklentilerin üzerinde çıktı.
TÜFE % 9,48, ÜFE % 13,67.
Bu rakamlar Orta Vadeli Program’da öngörülenin üzerinde.
10 aylık toplam cari açık 65 milyar dolar.
İhracat ve ithalat arasındaki makas giderek açılıyor.
Ocak-Ekim döneminde ihracat 111,4 milyar dolar, ithalat 201,6 milyar dolar oldu.
• Motorlu kara taşıtlarında ihracat 13,1 milyar dolar iken, ithalat 14,1 milyar dolar.
• Kazan/Makine cihazlarda ihracat 9,5 milyar dolar, ithalat 22,6 milyar dolar.
• Demir çelik ürünlerinde ihracat 9,3 milyar dolar, ithalat 17 milyar dolar.
• Elektrikli makine ve cihazlarda ihracat 7,1 milyar dolar, ithalat 14 milyar dolar.
Görüldüğü gibi, ithalat ihracattan daha yüksek.
Ara mal ithalatı belimizi büküyor.
İmalat sanayinin yapısını değiştirmeden bu açmazdan çıkış yok.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
2011 yılında;
• Yüksek büyüme hızını devam ettirdik,
• İşsizliği düşürdük,
• Geçmişten gelen borçlarını ödedik,
• Yurtiçi üretimi arttırdık,
Ama asıl önemlisi 2012.
Dünyada 2012’nin daha iyi olmayacağı yönünde bir görüş hakim.
Roubini, önümüzdeki yıl Türk ekonomisinde yavaşlama işaretlerinin artacağını söylüyor.
IMF “Türkiye’de büyüme % 2’ye gerileyecek” diyor.
OECD’ye göre büyüme tahmini % 3.
Aslında, neden bu tahminler diye kendi kendimize soruyoruz.
İç tüketimi çok kısmadan, gereksiz ithalata önlem alarak büyümeye devam edilebilir.
Ama tedbirli olmak adına önümüzdeki yıl için hem A hem de B planı yapmalıyız.
Üyelerimiz, önümüzdeki yıl bütçelerini, gerçekçi ve karamsar olmak üzere iki ayrı senaryo ile hazırlamalılar.
2012’de enflasyon daha düşük olacak.
Çünkü 2011’de kur farklılıkları enflasyonu çift hanelere taşıdı.
2012’de benzer bir zıplama olması ihtimal dışı.
Finansal istikrar beklentimiz yüksek.
Faizler de yükselme trendinde olmayabilir.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
Tüm üyelerimize tavsiyemiz,
• Nakit akışı ve finansman yönetimini iyi yapın,
• Yatırım yaparken öz kaynaklarınızı kullanın,
• İhracatta yani dışarıda yeni pazarlar ve içeride uygun yatırım alanları arayın.
2011 yılına girerken de bu kürsüden tüm üyelerimize, “İhtiyatlı olun” demiştim.
Şimdi ise; “Moralinizi bozmayın, Dikkatlice büyümeye ve yola devam” diyorum.
Umutsuz değiliz.
Çünkü ülkemizin küresel piyasalarda yaşanan sorunlara rağmen, sağlam bankacılık sektörü, güçlü kamu maliyesi gibi önemli avantajları var.
Bu avantajlar bizi AB ülkelerinin içinde olduğu finansal kriz riskinden koruyor.
Sahip olduğumuz bu avantajları fırsata çevirmeliyiz.
İş dünyası olarak kötümser değil tedbirli olmalıyız.
Her riskin yanında fırsatları da getirdiği kesinlikle unutmamalı.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
İzmir açısından 2011 yılı da son derece canlı ve heyecan verici bir yıl oldu.
Kentimiz ekonomisi daha da hareketlendi.
Son yıllarda kentimizin büyük başarı gösterdiği alanlardan birisi turizm oldu.
İzmir en çok doğrudan yabancı yatırım çeken dördüncü kent.
Kentimizde yaşanan büyük canlılıkta İzmirli Bakanlarımız, Sayın Binali YILDIRIM ile Sayın Ertuğrul GÜNAY’ın da büyük payı var.
İzmir için 35+ Projeyi birer birer hayata geçiriyorlar.
Büyükşehir Belediyesinin yürüttüğü projeler de hız kazandı.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
Buraya kadar olan ifadelerimizi bir bölümünüz katılmayabilir.
Ama şöyle bir zaman yolcuğuyla geriye gidelim.
Çok değil, 6 yıl geriye….
2005 yılında İzmir, havayolunda çıkmaz sokak.
Ankara ve İstanbul uçuşları dışında uçuş yok.
2011 yılı sonuna geldiğimizde;
• İzmir, iç hatlarda İstanbul’un ardından ikinci sırada,
• Dış hatlarda ise, Avrupa’nın birçok kentine doğrudan seferler yapılıyor.
2005’ten bu yana İzmir ekonomisi önemli bir sıçrama yaptı.
2005 yılında kentimiz ihracatı 12,8 milyar dolar iken,
2011 yılının ilk 10 ayındaki ihracat 16,6 milyar Dolar’a yükseldi.
Vergi tahsilatında ilk 4 il arasındayız.
2005 yılında merkezi bütçeye İzmir’in aktardığı vergi gelirleri 10 milyar TL. idi.
Bu yıl ilk 11 ayda toplanan 25,3 milyar dolar vergi ile ülke genelinin % 10,8’ini karşıladık.
2005 yılında % 40,9 olan istihdam oranı 2010 yılında % 42,5’e yükseldi.
Kentimizdeki toplam banka mevduatları 2005’te 13,9 milyar TL iken, 37,2 milyar TL’ye ulaştı.
Banka kredileri de 7,8 milyar TL’den 36,8 milyar TL’ye çıktı.
2005 yılı sonu itibarı ile 68.265 olan toplam üye sayımız, dün itibariyle 71.745’e ulaştı.
2005 yılında kentimize 26 sefer ile 58.042’sı kruvaziyer yolcusu olmak üzere 789.120 turist gelmişti.
Bu yılın ilk 11 ayında ise 272 sefer ile 503.898’i kruvaziyer yolcusu olmak üzere 1.360.830 yabancı turist geldi.
Geçtiğimiz yıla göre % 40’dan fazla bir artış var.
Kış kruvaziyer sektöründe ise 2010 ve 2011 yıllarının birincisiyiz.
Kruvaziyerde şimdi 2012 yılına çok daha umutlu bakıyoruz.
Yeni firmaların yeni seferleri yüzümüzü güldürüyor.
Limanımıza güvenenler 2011 yılında ek seferler koydu.
Bazıları ise 2012 ve 2013 yılı programlarına İzmir’i aldı.
2012 yılında ayrıca pazar segmentimizi artıran, bizi 5+ yıldızlara taşıyan farklı grup gemiler geliyor.
Görüşmelerimiz sonucunda; Aegean Odysey, P&O, Swan Hellenic, Holland America Line, Seabourn ve Seadream şirketlerinin yeni gemileri gelecek.
30 yıl önce Princess’lerin bir başka kolu olan P&O gemileri İzmir’e gelirdi.
Rotalarını değiştiren bu firmalar, yine eski rotalarına dönüyorlar.
2012 yılsonu itibari ile 38 farklı şirket ile 83 farklı gemiye hizmet vermiş olacağız.
Planlanan 226 sefer var.
550 bin civarında yolcu öngörülüyor.
Ama bu seferlerin daha da artacağını düşünüyoruz.
Şimdi hedefimiz 1 milyon kruvaziyer yolcusunu ağırlamak.
Bunun için de yeni limana ihtiyacımız var.
Yeni liman için herkesten destek bekliyoruz.
Çünkü yeni limanımızla birlikte önce 1 milyonu ardından, 2 milyonu bulacağımıza inanıyorum.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
Yeni hedefimiz ise Kongre Turizmi.
Kongre Turizmi dünyada en çok katma değer yaratan 2. büyük turizm çeşidi.
Çünkü havayolları, oteller, kongre merkezleri, eğlence merkezleri ve restoranlar değer kazanıyor ve şehirlerin ekonomilerine katkı koyuyor.
Yılın bütününe yayılmasıyla ölü sezonları hareketlendiriyor.
Kentimizdeki Kongre ve Ziyaretçi Bürosu, İzmir CVB’nin Başkanlığını bildiğiniz gibi devraldım
Yeni dönemle birlikte hızla çalışmalara başladık.
İlk önce İzmir Kongre ve Ziyaretçi Bürosunun ofisini Odamızda açtık.
TÜRSAB’ın konuya ilgisi ve desteği büyük.
Araç verdi, 20.000 TL katkı payı koydu, Travel Turkey Fuarı gelirinin %25’ini tahsis etti.
Büyükşehir Belediye Başkanımızın da desteği tam.
Henüz uzun bir yolun başındayız.
Ama model yanlış kurulmuş.
Bu ticari bir iş değil.
Niye böyle kurulmuş anlamadım.
İzmir’de uluslararası kongre turizmi yok.
İzmir’i yukarı sıralara taşıyacağız; ama önce İzmir’i tanıtmamız gerekiyor.
2012’de yoğun çalışacağız.
Ama “Yaz Davosu” için Başbakanımıza sesimizi duyuramadık.
Vazgeçmedik, ısrar ediyoruz. Ak Partili Bakan ve milletvekillerimiz sesimizi Başbakana duyursun.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
Kongre için gelen, kruvaziyerle gelen turisti İzmir içinde ne kadar gezdirirsek kentimiz de esnafımız da üyemiz de o kadar kazanır.
Bunun için kişiye özel tur paketi programları hazırladık.
• Pagan İzmir,
• Rum İzmir,
• Levanten İzmir,
• Musevi İzmir,
• Müslüman Türk İzmir,
• Cumhuriyet İzmir turları hazırladık.
Hepsi de eski kent dokusunda birleşiyor.
Tüm bu kültürlerin birleştiği alan Tarihi Kemeraltı Çarşısı.
2012’de Kemeraltı’nda sürpriz bir projemiz var.
Umarım engel çıkmaz, başarırız.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİ,
Ekonomi Bakanlığımız tarafından başlatılan Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi Projesi önemli.
Çalışmalarımıza hemen başladık.
Projenin ilk aşaması olan ihtiyaç analizini yapacak firmayı belirledik.
Plastik, Kuyumculuk, Gelinlik ve Abiye, Zeytinyağı ve Ayakkabıcılık belirlenen sektörler.
İlk aşamada, İzmir Ekonomi Üniversitesi ve Odamız personeli projeye katılacak firmaları tek tek ziyaret edecek ve her firmanın özel olarak nelere ihtiyacı olduğunu belirleyecek.
Firmaların ihtiyaçları olduğu ortaya çıkarsa eğitim düzenleyeceğiz.
Fuar ziyareti isterlerse fuarlara götüreceğiz.
Yurtdışı ziyareti isterlerse yurtdışına göndereceğiz.
Yapacağımız bütün bu organizasyonların %75’ini Ekonomi Bakanlığı ödeyecek, kalan % 25’ini ise üyemiz.
Koordinasyonu Odamız, eğitimleri ise İEÜ yapacak.
Bu projeye dahil olacak firmalar çok önemli gelişmeler kaydedecek.
Proje süresi olan 3 yılın sonunda ihracatlarını önemli ölçüde arttırabilecekler.
Üyelerimiz bu fırsatı kaçırmasınlar.
DEĞERLİ MECLİS ÜYELERİMİZ,
2012’de dolu dolu bir çalışma programımız var.
Seçim yılı ama yine de çok etkin bir programımız var ve büyük bir bütçe oldu.
Bütçemiz bir önceki yıla göre % 25 büyüdü.
1992’de bütçemiz 14.300 TL idi şimdi ise 35 milyon TL.
Ne de olsa 20. Yılım.
Bazı kişiler saygı göstermese de Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi ustalık yılım.
Çalışma programı ve bütçemizin ilgili maddelerinde daha detaylı bilgi vereceğim.
Hepinizi saygıyla selamlarken, yeni yılınızı kutluyor, size ve ailelerinize güzel bir yıl diliyorum.